3 Eylül 2008 Çarşamba

OYUNUN OYUNU

Oyunun Oyunu

“Oyunun Oyunu” Micheal Frayn’ın yazdığı bir tiyatro şahaseridir.Aynı sahnede bir değil iki oyun izlenir.Şimdiye kadar yazılmış en iyi komedilerden biridir aynı zamanda.Yıllardır izlediğimiz Türkiye Ligi’ninde “Oyunun Oyunu’ndan farkı yok aslında.Avrupa Şampiyonasını geride bıraktık harika karşılaşmalar izledik iki aylık bir ara verdik ,Pekin Olimpiyatları ;Usain Bolt’un yüz metrede ve Micheal Pheeps’in yüzmede gösterdiği performansların tadı damağımızdayken lig başladı .Türkiye Ligi maçları,Avrupa Ligleri derken yine hayatımızın her dakikası o veya bu şekilde futbol la geçiyor kaçınılmaz olarak.Neydi Avrupa Şampiyonası’nın kısa özeti?Hem forvet hem de orta saha özellikli oyunculardan oluşan takımların başarısıydı hiç kuşkusuz.Klasik santraforların bile tarihe karışacağı bir gelecek bizi bekliyor.Roma ,Manchester United klasik santrafor kullanmayan takımlar.Her programlarında bu modern uygulamadan bahseden yorumcuların Semih’in orta alana çekilip fizik kapasitesinden ve tekniğinden yararlanmaya çalışan Arogones’e giydirmelerini anlamakta zorluk çekiyorum .Üstelik kadrosunda bir sürü sakat orta saha oyuncusu varken yapıyor bunları Aragones.Lig başlayınca iki yüzlülüğün ve şaklabanlığında biri bin para oluyor nedense.
Diğer polemik konusu da Marco Aurelio’nun gidişinden sonra “Ne olacak bu Fenerbahçe’nin hali geyiği”.Fenerbahçe ne temelsiz bir takımmış ki tüm başarılarının altında Marco Aurelio’nun insan üstü çabası varmış.Sevilla ve Betis takımları aynı şehrin takımları.Sevilla her yıl başa güreşirken Betis düşmemek için mücadele ediyor. Sevilla takımı iki ön liberosundan Keita’yı Barcelona’ya Poulsen’i de Juventus’a satmış.O Sevilla Takımı’nın aklına Şampiyonlar Ligi’nde iki kez karşılaştığı en 20 kerede kasetten izlediği Fenerbahçe takımının ön liberosu , aynı zamanda her şeyi olan bonservisi elinde bir futbolcuyu almak gelmiyor ,küme düşmeye oynayan Betis kapıyor Aurelio’yu.Peki bu ayrıntıyı,her gün Avrupa ve Dünya Basını’nı takip eden yazar ve yorumcu “abilerimiz” “ kardeşlerimiz “ yakalayamıyorlar mı ? Yakalıyorlar kuşkusuz da fındık reklamındaki “yersen” i oynuyorlar.Üstelik Fenerbahçe takımın elinde Maldonado,Selçuk,Emre,Deniz ve yeni transfer edilen Josico gibi oyuncular var.Tüm bu oyuncular bütün sezonu sakat geçirecek değiller elbette.Aslında Fenerbahçe’nin şu an gözüken problemleri Wederson veDeived’in sakatlıklarıyla çok yakından ilgili.Bu iki oyuncunun düzelişi bile hazırlık kampı geçirmedikleri için Fenerbahçe’nin saha içi sorunlarına çare olmayabilir.Fenerbahçe’nin saha dışı sorunları ise çok daha geniş bir yazının konusu ve doğrudan Aziz Yıldırım ile ilgili.

Skibbe’nin durumu da içinde değişik bir oyun sergileniyor.Zico’nun ilk geldiği zamanlardaki pozisyonda şu anda Alman Teknik Adam.Dinomo Kiev-Steau yenilgileri ve Şampiyonlar Ligi’nde eleniş ,Son dakikaya sıkışan Kezman-Baros ve haklarında yapılan tecrübesiz eleştirileri tıpa tıp benzerikler gösteriyor.Kimsenin aklına Skibbe’ye biraz zaman tanınması seçeneği gelmiyor .

Hakem kararları ve atamaları ise hiç bitmeyecek bir tartışmadır Türkiye Ligi’nde.Geçen yıla ait ilginç bir istatistik verelim yorumsuz olarak.Geçen yıl ligde ve kupa maçlarında Servet 3 sarı kart görürken Alex 9 sarı kartla tamamlamış ligi.Bu yıla ait ilginç bir veri de şöyle,tam 39 hafta sonra Fenerbahçe’nin herhangi bir rakibi maçı 11 kişi tamamlayamamış.Bundan sonrası için Süleyman Abay’ı n akibetini dikkatle izlemek lazım.
Bu arada İtalya’da,Milan kendi sahasında Bologna’ya yenilerek başladı lige.Mourinho’lu İnter ile İtalya’nın en çok şampiyon olan takımı Juventus deplasmanda berabere kaldılar .Barca ise dünyaları kaçırdığı maçta, lige yeni çıkan Numancia’ya kaybetti.Real Madrid’de ligde galibiyetle tanışamayan büyük takımlardan.İspanya Ligi’nde Atletico Madrid ve Valencia parlak başlangıçlar yaptılar.Kıssadan hisse , yıldızlar hala tatilde, sezonun açılmasına daha iki üç hafta var.

Futbolseverlere bir tavsiye ile noktalayalım yazıyı.Futboldan zevk almak istiyorsanız özellikle ilk haftalarda Radikal’de yazan İbrahim Altınsay ve Milliyet’te yazan Uğur Meleke dışında yazarları okumayın dinlemeyin .Bunu başaramıyorsanız diğerlerine gülün geçin.Yalnızca doksan dakika futbol maçlarını izleyin. En azından taşlar yerine oturana kadar.

Hiç yorum yok: